BEDELLİ ASKERLİK İÇİN KLASİK SÖYLEMLERDEN SIKILDIM.
Malum, kamuoyunda bazı aralıklarla bedelli askerlik gündeme gelmektedir. Bedelli askerliğin çıkmasını isteyenlerin ileri sürdükleri gerekçeler ve buna karşılık yetkili kurumlar tarafından verilen cevaplar hep aynı olmaktadır. Ben bu kısır döngüyü bu yazımla kırmak istiyorum.
Kamuoyunda her defasında İzmit depremi sonrası çıkarılan bedelli askerlik ve sağladığı kaynaklardan bahsedilmektedir. Şurası unutulmamalıdır ki, İzmit depremi sonrası bedelli askerlik dahil, sağlanan tüm kaynakların depremzedeler için harcanıp harcanmadığı tartışılmaktadır. Hal böyle iken ve askerin modernizasyon için paraya ihtiyacı varken, adeta bedelli askerliğin çıkarılmasını sabote edercesine bedelli askerlikten sağlanacak kaynağın hayvancılık yada milli eğitime aktarılması söylemleri son derece yanlıştır ve askerin motivasyonunu kırmaktadır. Örnek olarak, paraya ihtiyacı olan bir insanın bir şekilde evinin bir odasını kiraya vermesi ve elde edeceği bu geliri kendi ihtiyacı için değil, başka yerler için harcaması istenirse, bu kişi evini kiraya verir mi? Öncelikle bedelli askerlikten gelecek kaynağın askerlerin ihtiyaçlarına akıtılması hedeflenmelidir.
Kamuoyunda İzmit depreminde olduğu gibi büyük bir deprem sonrası bedelli askerliğin çıkağı kanısı hakimdir. Malum, olası İstanbul depremi için öngörülen 30 Yıllık sürecin yaklaşık 10 Yılını geçirmiş bulunmaktayız. Yani önümüzdeki 20 Yıl içersinde İstanbul için deprem sözü, olasılıkların dışına çıkarak, gerçeğin ta kendisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Böyle bir deprem sonrası, Askeri kesim, her zaman yapılan “Asker almada ihtiyaç fazlası ve yığılma yoktur.” Açıklaması yaparak, kamuoyun beklentilerini gidermede bayağı zorlanacaktır. Bu gerçek de gözardı edilmemelidir. Olası bir facia sonrası toplumsal bir gerginliğin yaşandığı bir ortamda bu gibi konuların gündeme gelmemesi için yetkililer şimdiden gerekli önlemleri almalıdır ve kamuoyundaki bedelli askerlik beklentisi için kökten çözüm üretmelidirler.
Bana göre asıl sorun, ne bedelli askerliğin getireceği kaynak, nede asker almadaki ihtiyaç fazlasıdır. Asıl sorun ordunun modernize edilerek süratle küçültülmesi sorunudur. Çok güçlü bir ordunun ülke menfaatlerini korunması bakımından yararlı olacağı söylenmektedir. Ancak, güçlü orduyu ekonomisi güçlü olan bir ülkede kurmadıkça, adeta silah geri teper ve güçsüz ekonomi üzerine kurulan ordular ülkenin dışa olan bağımlılığını daha da arttırır. (Kürt devletini kuracakların güçlü Türk Ordusunu dinlemeden pervasızca açıklamalarda bulunduğu gibi.) Ülkenin menfaatlerini korumak ve caydırıcı olmak adına tam tersine güçlü olayım derken azaltır. Böyle durumlarda güçlü ordu gücünü sadece iç meselelerde hissettirir. Yani asıl amacı olan, ülkeyi dış güçlere karşı koruma ve caydırıcılık görevinden istese de istemese de uzaklaşır. Ekonomik yönden güçlü olmayan bir ülkenin çok güçlü ordusu (Yabancı, özellikle Amerikan silah sanayii ile donatılmış.) Elindeki bu silahları ne kadar etkin kullanabilir, nasıl ülke menfaatlerini koruyabilir, sorarım size?
Ordunun modernize edilmesi ve küçültülmesi yetkililer tarafından benimsenmiş ve bu çalışmalar uzunca bir takvime yayılarak somut adımlar atılmaya başlanmıştır. Ancak, istenilen sonuca hala ulaşılmamıştır. Gelişen dünyaya ayak uydurmak ve çağın standartlarına uymak için, ordumuz süratle modernize olmalıdır. Ekonomik yetersizliklerden dolayı ordumuz mevcut halini koruyarak modernize olamayacağına göre, ordunun küçülme işlemi uzunca bir zaman dilimine yayılarak değil, gerekli incelemeler yapıldıktan sonra birden yapılmalı, ardından artan kaynaklarla ve sağlanacak ek gelirlerle derhal modernize işlemleri tamamlanmalıdır. Bunlar yapılırkende ordunun yabancı silah sanayine olan bağımlılığı süratle azaltılmalıdır.
Yapılan bu çalışmalar sonucu askeri yetkililerin her defasında yapmış oldukları ihtiyaç fazlası asker kendiliğinden oluşacak ve bedelli askerlik bu sefer askeri yetkililer tarafından son kez gündeme getirilerek bütün sorun ve beklentiler kökünden halledilecektir.
Nihayi sonuca varılıncaya kadarda, ülke ve vatandaşın ekonomik menfaatleri gözetilerek belli aralıklarla bedelli askerlik uygulamaya konulmalıdır. Her ne kadar resmi rakamlara yansımasa da gerek yurt içinde gerekse yurt dışında bir şekilde askerliklerini tecil ettirenler yada askere gitmeyenlerin oluşturduğu gizli yığılmalarda, bedelli askerlik getirilerek eritilmelidir. Yetkililer, toplumdan gelen bu talebi gözardı etmemelidirler. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz! Toplum tarafından sıklıkla gündeme getirilen bedelli askerlik, olası İstanbul Depremi sonrası gündeme gelirse bırakın askere almada fazlalığı, tam tersine askere almada sıkıntılar yaşanacağını ve yetkililerin zor duruma düşeceğini söylemek kehanet olmaz sanırım.
Yetkililer, Bedelli Askerliği toplumsal adaleti sarsıcı kalıcı bir uygulama olarak görmemelidir. Nasıl, kamu vicdanını rahatsız eden bazı geçici af ve uygulamalar, ülke menfaatleri gözetilerek geçmişte uygulanmışsa. Bedelli Askerliğe de bu gözle bakmalı ve rutin talep ve cevaplardan oluşan bu kısır döngü kökünden çözülmelidir.