baner5.gif (19745 bytes)
  

Hasan Yaşar Özfidan Yazıyor...  hasanozfidan1@hotmail.com

   03.11.2008.

.
KÜRT KÖKENLİ VATANDAŞLAR,  UYANIK OLUN!
Abdullah Öcalan  yaklaşık 10 Yıldır hapistedir. Bu süre içinde periyodik olarak koğuşu aranmaktadır. Şimdiye kadar Abdullah Öcalan neden koğuşunu aratmaya müsaade etti de Ergenekon davasının başladığı günlerde koğuşunu aratmaya müsaade etmedi. Yine aynı şekilde Neden ergenekon davasının başlamasıyla birlikte PKK şiddet hareketlerini arttırdı. Sorusunu sorarak olaylar arasındaki çelişkileri ortaya çıkararak gerçekleri rahatlıkla görebilir, ülkede oynanan oyunlara alet olmazsınız.
.

 

             KÜRT  KÖKENLİ  VATANDAŞLAR,  UYANIK  OLUN!

           Her  zaman  dış  kaynaklı odakların   ülkemize  zarar  vermek için ellerinden geleni yaptıklarını söyleriz.  Aslında, kişiler yada ülkeler en büyük zararları kendi kendilerine yaparlar. “Kişinin kendi kendine yaptığı zararı dokuz köylü birleşse yapamaz.”  Özdeyişini hatırlatmakta yarar görüyorum.  Ülkemizin  ekonomik ve siyasi yönden kötüye gitmesi bazı yabancı güçlerin tabiki işlerine gelecektir.  Bizdeki olumsuzluklarsan faydalanmak isteyeceklerdir.  Bunun için her defasında topu yabancı güçlere atmak, onları sorumlu tutmak kendi kendimizi avutmaktan başka bir şey değildir.  Buradan hareketle önce hatayı ve sorumluları kendi içimizde aramalıyız.

           Ülkemizde çok uzun bir  süreden beri hep aynı bildik oyunlar oynanmaktadır. Bu olaylara biraz dikkatlice bakacak olursak, arkasındaki gerçekleri görebiliriz. Konuyu daha da açacak olursak, ülkemizde oynanan çirkin oyunların şifresini çözecek bazı anahtarlar size vereceğim. Bu anahtarları kullanarak kolayca olayların ardındaki gerçekleri görebileceğinize inanıyorum.

          Bazı  hassas dönemlerde, kendi  kendime hep  "Neden illegal örgütler kendi aleyhlerine sonuçlar doğuracak bu eylemi şu sırada yapsın?"  Sorusunu sorarak olayların perde arkasını görmeye çalıştım.  Zaman geçtikçe de aklıma gelenlerin doğru olduğunu gördüm.  Evet bu kadar basit! Kendi kendime bu soruyu sorarak olayların ardındaki sis perdesini hep araladım. Bu yöntemi, daha doğrusu bu soruyu, her olay sonrası ilişkilendirilmek istenen terör örgütü yada kişi için sorun!

           Geçmişte 1970 lerde öğrenci olaylarıyla ülke kamplara bölünmek ve savaş alanına dönüştürülmek istenmiştir.  Ardından, 1980 sonrası PKK ortaya çıkmış ve aynı kaos ortamı bu örgüt üzerinden yaratılmak istenmektedir.  Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür. Hiçbir iz ve delil bırakmadan planlı ve programlı bir şekilde profosyonelce uygulanan bu yöntemler provokasyonların devam ettiği bugünlerde de hala uygulanmaktadır.

          Bugünlerde yaşanan olaylar, ne Tayyip Erdoğan’la, nede PKK ile ilgilidir. 1980 Öncesi ülke kan gölüne çevrildiğinde ne PKK vardı nede ülke yönetiminde Tayyip Erdoğan yada Erbakan vardı. Üniversitelerde başörtüsü problemi yoktu!  Ülkede irtica tehlikesi her fırsatta dile getirilmiyordu. Demirel’in, Ecevit’in iktidar olduğu dönemlerde  dahil olmak üzere 1960 ile 1980 li yıllar arası, üniversite öğrenci çatışmalarıyla ülke sağ ve sol kutuplara ayrılmak istenmiş. Yunan tehtidi ve Kıbrıs savaşıyla zihinlerimiz hep meşkul edilmişti.

          Bakın, size birkaç örnek vereyim.  Bayrak yakma olaylarını biliyorsunuz. Bir yandan bayrak yakılıyor, diğer yanda aynı gün Abdullah Öcalan’ın hapishane şartlarının iyileştirilmesi için başka bir yerde eylem yapılıyor. (Ispiyonlama ve karşılıklı provokasyon.)   Kendi kendinize şifre çözücü bu soruyu sorarsanız, yaşanan zaman diliminde gelişen olaylara birazcık geniş açıdan bakarsanız gerçekleri görürsünüz.

          Eskiden Mecliste Merve Kavakçı olayı vardı. Bu olayın tam kızıştığı bir dönemde savcı gece vakti Merve Kavakçının evinde arama yaptı. Bazı televizyonlar savcının yaptığı arama haberini verirken  "Yeter artık.  Bu kızla fazla uğraşmayın."   Yorum ve imalarını yapmışlardı. Ertesi sabah faaili meçhul cinayet işlendi. Gündem değişti.  Kendi kendime aynı soruyu sordum ve sis perdesini araladım.   Bunun gibi olayları çoğaltmak mümkün.  

           Yine son günlerde Abdullah Öcalan’ın hapishanede koğuşunu aratmadığını ve şiddete maruz kaldığı söylentileri ortaya atılmıştır.  Demokratik Toplum  Partisi öncülüğünde Kürt Kökenli vatandaşlarımız tahrik edilerek ülkemizde oynanan provokatif oyunlara alet edilmeye çalışılmaktadır.

          Şimdi sizlere yine aynı anahtar soruyu sorarak olayların perde arkasını görmenizde yardımcı olmak istiyorum. Abdullah Öcalan   yaklaşık 10 Yıldır hapistedir. Bu süre içinde periyodik olarak koğuşu aranmaktadır. “Şimdiye kadar Abdullah Öcalan neden koğuşunu aratmaya müsaade etti de Ergenekon davasının başladığı günlerde koğuşunu aratmaya müsaade etmedi.” Yine aynı şekilde “Neden ergenekon davasının başlamasıyla birlikte PKK şiddet hareketlerini arttırdı.” Sorusunu sorarak olaylar arasındaki çelişkileri ortaya çıkararak gerçekleri rahatlıkla görebilir, ülkede oynanan oyunlara alet olmazsınız.

           Profosyonel bir şekilde örgütlenerek çalışmalarını sürdüren bu güçler, önce hedef aldıkları kesimin içine onların güvenlerini sağlayan ve onları etkileyecek bazı kişileri sızdırarak bu kesimi istedikleri zaman harekete geçirebilme kabiliyeti elde etme  yöntemini her zaman kullanmışlardır. Bu yöntem aynı anda karşı karşıya getirilmek istenen her iki toplum kesimi için geçerlidir. Biryandan bayrak yakma olayları yaşanırken, aynı gün başka bir yerde buna karşı eylemlerin yapılması tesadüf değildir. (Karşılıklı Provakasyon.)  Hatta eylemin yapılacağı yerler bile özenle seçilmektedir. Karadenizliler çabuk kızan ve heyecanlı bir yapıya sahip oldukları için Trabzon halkını daha çabuk provoke etme amacıyla Trabzon’da bayrak yakma girişimi düzenlendiği akla yatkın gelmektedir.

          Halkımızın görüş ve düşüncelerini etkileyerek uzun yıllardır halkımız üzerinde büyük bir psikolojik savaş yapılmaktadır. Buradan Kürt Kökenli vatandaşlarımıza sesleniyorum! Ülkede oynanmak istenen oyunlara alet olmayın! Çocuklarınızı ve ailenizi bu konuda bilgilendirin. Bu tür olaylara alet etmeyin!  Bu savaşta ağırlıklı olarak halkın düşüncelerini yönetme ve etkileme yöntemi kullanılmaktadır. Kısaca, halkın hassas olduğu konularda olmadık zamanlarda olmadık olayların ardı ardına yaşanması tesadüf değildir. Bu olaylar, halkımızın karşısında sanıldığından daha büyük bir tehlikenin olduğunu göstermektedir.

 

                                                                                                                                           SEVGİLERİMLE.

                                                                                                                                       Hasan  Yaşar  Özfidan.

                                                                                                                                        Hukukçu - Ekonomist.

                                                                                                                                          Araştırmacı   Yazar.

 

 

Türkiye'nin Tarafsız Haber Sitesi - www.ekonomikcozum.com
Yazarların yazıları kendi görüşlerini içermektedir. Yazıların yayına alınmaları yazarlar tarafından yapılmaktadır. Ekonomikçözüm Haberin kontrolüne tabi değildirler.