baner5.gif (19745 bytes)
  

Hasan Yaşar Özfidan Yazıyor...  hasanozfidan1@hotmail.com

  09.02.2006.

.
KREDİ  KARTI  SORUNUNA  ÇÖZÜM!
En  azından  bundan  sonra  büyük  kuruluşların  hukuk  kurallarını  tamamiyle  kendi  menfaatleri  doğrultusunda  hazırlattıkları  anlaşmalar,  siviltoplum  kuruluşları,  akademisyenler  yada  hükümetin  yönlendireceği  tarafsız  bir  kuruluş  tarafından  tıpkı TSE  Standartı  gibi  olmalı  ve    belgelerde  özel  bir  amblem  olmalıdır.    Bu  Amblemi  gören  vatandaşlar da,  önlerine  uzatılan  belgelerde  bu  işareti  görünce,  kendi  haklarınında  korunduğu  bilinci  ile  bu  anlaşmaları  gönül  rahatlığı  ile  imzalamaları  sağlanmalıdır.
.

          KREDİ  KARTI  SORUNUNA  ÇÖZÜM!

        Sayın  Başbakan,  Kredi Kartı  olayına  elkoymalı  ve  Sinan  Aygün’ün  Kredi  Kartıyla  ilgili  görüşlerine  kulak  vermelidir.  Noterlerde,  "Ahlaka  ve  Adaba  Aykırı  olmamak  kaydıyla  hertürlü  belge  düzenlenebilir." Uygulamasını  çoğu  hukukçu  bilmektedir.  Hukuk  devletini  çalıştırayım  derken,  bünyelerinde  büyük  maaşlarla  konusunda  uzman  hukukçuları  çalıştıran  Bankaların  meslekleri  gereği,  mevcut  hukuk  kuralları  çerçevesinde  çalıştıkları  yeri  kollamaları  ve  "Kredi  kartı sözleşmelerini"  Tamamiyle  Banka  çıkarları  doğrultusunda  hazırlamaları  gayet  doğaldır.     

         Ancak,  karşı  tarafta  hukuki  haklarını  bile  bilmeyen sade  vatandaşların  önlerine  uzatılan küçük  yazılardan  oluşmuş  tamamiyle  bankaları  kollayan  belgeleri,  daha  sonra  kaldıramayacakları  bir  yük  altına  girdiklerinin  farkında  bile  olmadan  sadece  günlük  ihtiyaçlarını  karşılayabilmeleri  içi  tereddütsüz  imzalamaları  bu  sorunu  yaratmıştır.

        Bir  tarafta  hukuku  çok  iyi  kullanan  Bankalar,  diğer  yanda  hukuktan  anlamayan  günlük  ihtiyaçlarını  karşılamaya  çalışan  sade  vatandaş...

       Sporda  bile  taraflar  eşit  şartlarda  karşılaşma  yaparlar.  Hukuğu  sadece  bir  tarafın  kendi  leyhlerine  kullanması,  hukuk  devletinde  çok  sakıncalıdır.  Adli  vakalarda  nasıl ki,  ölen  yada  mağdur  olan  tarafı  kollamak  ve  haklarını  aramak  için  istemeseler dahi  savcılık  otomatik  olarak  kamu  adına  takip  yapıyorsa,  burada da  aynı  şey  yapılmalıdır. 

       Örnek  olarak,  iki  taraf  arasında  yapılan  kira  sözleşmesinde  taraflar  arasında  yapılan  anlaşmada  % 500 Yıllık  Kira  artışı  yapılır  dense  ve  imza  altına  alınsa  dahi.  "Bu  anlaşma  iki  taraf  arasında  yapılan  anlaşmadır.  Ben  buna  karışamam." Diyemezsiniz.  Belli  kural  ve  yaptırımlarla   Ahlaka ve adaba aykırı adil ve eşit olmayan anlaşmaları  yok  sayıp  ezilen  taraf  nasıl  burada  kollanıyorsa,  kredi  kartları  konusunada  aynı  şekilde  yaklaşılmalıdır.

      Bankaların,  büyük  kuruluşların,  sigortaların,  sade  vatandaşlarla  yaptıkları  anlaşmalarda  eşitliği  sağlamak  için  devlet  harekete  geçmeli  ve  gerekli  düzenlemeleri  yapmalıdır. 

      En  azından  bundan  sonra  büyük  kuruluşların  hukuk  kurallarını  tamamiyle  kendi  menfaatleri  doğrultusunda  hazırlattıkları  anlaşmalar,  siviltoplum  kuruluşları,  akademisyenler  yada  hükümetin  yönlendireceği  tarafsız  bir  kuruluş  tarafından  tıpkı TSE  Standartı  gibi  olmalı  ve    belgelerde  özel  bir  amblem  olmalıdır.    Bu  Amblemi  gören  vatandaşlar da,  önlerine  uzatılan  belgelerde  bu  işareti  görünce,  kendi  haklarınında  korunduğu  bilinci  ile  bu  anlaşmaları  gönül  rahatlığı  ile  imzalamaları  sağlanmalıdır.

    Sorunlara  günübirlik  çözümler  üretilmesi  yerine,  kökten  kalıcı  çözümler  üretilmesi  her  zaman  yeğlenmelidir.  Bunun için,  tek  bir  tarafın  görüşünden  çok,  çeşitli  kesimlerin  görüşleri  alınarak  toplumsal  bir  konsensüsle  sorunlara  çözüm  aranmalıdır.  Kamuoyu  vicdanı  gözardı  edilmemelidir.  Hukuğun  temel  amacının toplumda  barışı, sosyal adaleti sağlamak  olduğu  gözardı  edilmemelidir.

 

 

   sinan_aygun.gif (7407 bytes)   Aygün, yeni kredi kartı tasarısını beğenmedi...
                       02.10.2006.

Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Sinan Aygün, Banka Kartları ve Kredi Kartları Yasa Tasarısı'nın, TBMM Sanayi ve Ticaret Komisyonu'nda kabul edilen haliyle tatmin edici olmadığını belirterek, "Vatandaş bankaların önüne yem diye atılmıştır" dedi.

 

AA-Aygün, yaptığı açıklamada tasarıda, icra takibine düşmüş tüketicilerin, icra takibine düştükleri tarihteki borçlarının esas alınıp, bu borca yıllık yüzde 22 faiz işletilerek 12 eşit taksitle ödeme imkanı getiren düzenlemenin, bankaların işlerini kolaylaştırdığını kaydetti.

Aygün, "Zaten ne oluyorsa, borçlunun gecikme faizi ve temerrüde düştüğü o üç aylık dönemde oluyor. Borç, bu üç ayda ikiye, üçe katlanıyor. Bu katlamaya izin veren bir yasanın iyi bir yasa olduğunu kim söyleyebilir?" dedi.
İcra takibindeki kredi kartlarının sahiplerinin önemli bir bölümünün maaşlarından da halen kesinti yapıldığına işaret eden Aygün, "Buradaki ince nokta şudur; Bankalar, özellikle icra yoluna gitmiyorlar. Yüksek gecikme ve temerrüt faizi uygulayıp, müşteriden tahsilat yapmayı sürdürerek borçların katlanmasını sağlıyorlar" diye konuştu.

Kendisine Sanayi ve Ticaret Komisyonu'nda çok kısa konuşma süresi verilmesi ile kredi kartlarında taksitlendirme ve faize sınır getirilmesine ilişkin verilen iki ayrı önergenin tartışılması sırasında toplantıya sadece bankacıların alınmasını da eleştiren Aygün, "Önergede, vatandaşın temerrüt tarihindeki ana parasına TÜFE oranı eklenmesiyle bulunacak rakam 24 ay taksitlendirilecekti. Daha sonra önerge, bankaların baskısıyla içeride değişti ve bu hali aldı" dedi.

 

Türkiye'nin Tarafsız Haber Sitesi - www.ekonomikcozum.com
Yazarların yazıları kendi görüşlerini içermektedir. Yazıların yayına alınmaları yazarlar tarafından yapılmaktadır. Ekonomikçözüm Haberin kontrolüne tabi değildirler.