![]() |
![]() |
| |
| . |
|
| . |
| BORÇ YİĞİDİN GAMÇISIMIDIR YOKSA? |
| Zorunlu borç ödemesi yüzünden, üretime dönük yeni yatırımlar da yapamıyoruz! |
| . |
| BBORÇ, YIGIDIN GAMCISI MIDIR, yoksa??? İM SİYASETLE
İLGİLENMEYEN AYDINLARI BEKLEYEN KAÇINILMAZ SONUÇ, CAHİLLER TARAFINDAN YÖNETİLMEYE
RAZI OLMAKTIR. EFLATUN
Değerli arkadaşlar, Osmanlıyı yıkmak ve
parcalamak isteyen uluslararası emperyalizm önce onu borçlandirdi. Sonra da tüm
gelirlerine el koydu ve onu yönetmeye başladı. Emperyalizm, istediği kişiyi
Osmanlıya sadrazam yapabildi. Cünkü biliyordu ki BORC ALAN,
EMIR ALIR ve emirin gereğini de yapmak zorundadır. 1851 de ilk borcunu alan
Osmanlı, 1881 de iflasını açıkladı. Aynı senaryo şimdi de
uygulanıyor. Aşırı borçlanmaya, Demirelin BORÇ YIGIDIN
GAMCISIDIR mantığıyla başlayan ve sonra devam eden kötü yönetimler
sayesinde, şimdi ülkemizin dış borcu 400 milyar doları aştı. Bu borcu ödemek bir
yana, gittikçe de dış borcumuz artmaktadır. Çünkü üretim toplumu yerine, tamamen
tüketim toplumu haline geldik. Yani rahmetli Ecevitin, yıllar öncesi AB hakkındaki
ekonomik kaygısında dile getirdiği gibi ONLAR ORTAK, BİZ PAZAR
olduk. Değerli arkadaşlar,
yani borçla yaşamaya
başladık. Zorunlu borç ödemesi yüzünden, üretime dönük
yeni yatırımlar da yapamıyoruz!! Üstelik ülkemizin
demirbaşları sayılan, Türktelekom, Tüpraş, Ereğli, Etibank, Et ve Balık, Tekel
gibi hem istihdam sağlayan hem de bütçeye gelir getiren kurumlarımızı da
özelleştirme mantığı ile üç kuruş on paraya sattık. Satılan
parayla da hiçbir üretim tesisi kurmadık. Borsamızın %72 si, Bankalarımızın
%40 ı, Sigorta şirketlerimizin %80 ni de yabancıların eline geçti. Yaklaşık 100 milyar
doları bulan, yabancı ve yabancıyla ortak olan bıyıklı Türklerin sıcak parası,
ülkemizi sömürüyor. Çünkü Temmuz-2006 dan itibaren yabancı
para %15 stopaj vergisi ödemekten muaf kılındı. Ayrıca Türkiyemiz son
dönemde DÜNYANIN EN YÜKSEK FAİZ VEREN ülkesi oldu. Sn
Prof.Dr. Şükrü KIZLIOT un hesaplamasına göre; 31 Temmuz 2006 da dolar kuru 1,566 YTL
idi. Bu kurdan dolar bozduran yabancılar %22 faizli hazine bonosu aldılar. Bu bonoları
31 Temmuz 2007 de yani tam bir yıl sonra hiçbir vergi ödemeden sattılar. Dolar kuru bu
kez 1.280 YTL idi. Böylece bir yıl önce Türkiyeye yatırdıkları 1.000.000 doları,
1.504.000 dolar olarak geri aldılar. Bir yılda kazançları
dolar bazında %50 olmuştur. Bu getiri, dünyada başka hiçbir ülkede yoktur. Ve
ülkemizin insanı bu sömürüye daha ne kadar dayanacaktır? Dış açığı en yüksek
ve ekonomik kırılganlığı da çok hasas dengeler bağlı olan ülkemizin yaşadığı
son ekonomik dalgalanmanın nedenleri konusunda değerli Prof. Dr. Güngör URAS,
20.08.2007 tarihli Milliyet Gazetesindeki köşesinde, meşhur Ayşe Hanım teyzesiyle
dertleşmektedir. Ayşe Hanım
Teyzem, "Amerika
Merkez Bankası'nın faiz indirmesi para musluğunu açması ile bizim nasıl
rahatlayacağımızı da kısaca anlat da gideyim" dedi. Dünyada
pişer... "Ayşe
Hanım Teyzeciğim" dedim, "Dünyanın her köşesinde insanlar ve şirketler,
ellerindeki riskli (karşılığı olmayan) varlıkları paraya (nakite) çevirme
paniğine kapılınca, dünya piyasalarında nakit (likidite) sıkıntısı ortaya
çıktı. (1) Yabancıların
Türkiye'de de varlığa bağladıkları paraları var. Türkiye'de para bağladıkları
varlıklar riskli değil ama, nakit (likidite) arayışında onları de ellerinden
çıkarmaya kalktılar. Bu nedenle borsada fiyatlar düştü. Faiz arttı. (2) Bizde döviz
fiyatının ucuzluğunun ardında, yüksek faiz cazibesinde ülkeye ihtiyacın üzerinde
döviz girişi var. Yabancıların likidite (nakit) ihtiyacı artınca döviz girişi
azalıyor. Tersine döviz çıkışı başlıyor. Bunun sonucunda da döviz fiyatı
yükseliyor. Eski günlere
döneceğiz Amerikan
Merkez Bankası faizi indirip,para musluğunu açınca, dünya piyasaları rahatlamaya
başladı. Bundan sonra nakit (likidite) bulma arayışında Türkiye'deki varlıklarını
satmak zorunda kalmayacaklar. ABD'nin faizi
indirmesi, bizim yüksek faizin cazibesini güçlendirecek. Yüksek faiz için para
girişi yavaşlamayacak. Döviz bolluğu nedeniyle döviz fiyatları eskisi gibi
ucuzlayacak." Ayşe Hanım
Teyzem, "Anladım" dedi. "Anladım,
gazetelerde, radyolarda, TV ekranlarında sabahdan akşama neden Amerika'da faiz ne imiş,
enflasyon ne olmuş, Merkez Bankası Başkanı ne demiş hikâyesi dinliyoruz. Bizim
ekonomimizin, paramızın kaderi göbekten Amerika'ya bağlanmış da benim haberim
yokmuş!" Yine bu çarpık dünya
ekonomisinin önümüzdeki dönemde ülkemize olası etkileri konusunda Sn Yiğit BULUT
12.08.2007 tarihli Vatan Gazetesindeki köşesinde Başbakana açık bir mektup yazarak, 2003 sonrası dünya piyasalarını “en
noktalarına” götüren “küresel
dinamik” çatırdıyor... Bu sistem geri döner; yani
77-79 dolar bandını geçemediği için petrol fiyatı 70 dolar altında yeni bir
düşüş kanalı içine girer, dolar-yen 117,80’ler altına gelir ve DOW bir kez daha
13,200 altına satılırsa, biliniz ki; sistem ana bileşenlerinden çatırdar ve
sonrasında “çökme yoluna” girer. Kutsal metinlerde “sistemin
özünü çok iyi anlattığı gibi; yıllar süren bolluk, yerini yıllar sürecek
yokluklara” bırakabilir demektedir. Umarım ekonomimizin ve
dış borcumuzun geleceğini IMF ye ve AB-D ye bırakan yöneticilerimiz bu önemli uyarı
ve önerileri dikkate alırlar. Yoksa 2002 de yaşanan ekonomik krizden daha büyük bir
krizin kapımızda beklediği biline. Sevgi ve saygılarımla (23.08.2007). Prof.Dr. Mehmet Ali
KÖRPINAR.
|
| Türkiye'nin Tarafsız Haber Sitesi - http://www.ekonomikcozum.com/ Yazarların yazıları kendi görüşlerini içermektedir. Yazıların yayına alınmaları yazarlar tarafından yapılmaktadır. Ekonomikçözüm Haberin kontrolüne tabi değildirler. |