baner5.gif (19745 bytes)
     
.

Prof. Dr. Mehmet Ali Körpınar Yazıyor... 

ali@korpinar.com

30.08.2007.

.
BORÇ YİĞİDİN GAMÇISIMIDIR YOKSA?
Zorunlu borç ödemesi yüzünden, üretime dönük yeni yatırımlar da yapamıyoruz!
.
 

    BBORÇ, YIGIDIN GAMCISI MIDIR, yoksa???

İM

SİYASETLE İLGİLENMEYEN AYDINLARI BEKLEYEN KAÇINILMAZ SONUÇ, CAHİLLER TARAFINDAN YÖNETİLMEYE RAZI OLMAKTIR.

EFLATUN

      

Değerli arkadaşlar,

Osmanlıyı yıkmak ve parcalamak isteyen uluslararası emperyalizm önce onu borçlandirdi. Sonra da tüm gelirlerine el koydu ve onu yönetmeye başladı. Emperyalizm, istediği kişiyi Osmanlıya sadrazam yapabildi. Cünkü biliyordu ki BORC ALAN, EMIR ALIR ve emirin gereğini de yapmak zorundadır. 1851 de ilk borcunu alan Osmanlı, 1881 de iflasını açıkladı.

Aynı senaryo şimdi de uygulanıyor. Aşırı borçlanmaya, Demirelin BORÇ YIGIDIN GAMCISIDIR mantığıyla başlayan ve sonra devam eden kötü yönetimler sayesinde, şimdi ülkemizin dış borcu 400 milyar doları aştı. Bu borcu ödemek bir yana, gittikçe de dış borcumuz artmaktadır. Çünkü üretim toplumu yerine, tamamen tüketim toplumu haline geldik. Yani rahmetli Ecevitin, yıllar öncesi AB hakkındaki ekonomik kaygısında dile getirdiği gibi ONLAR ORTAK, BİZ PAZAR olduk.

Değerli arkadaşlar,

  • Devlet olarak borçlanıyoruz!!!
  • Özel sektör olarak borçlanıyoruz!!!
  • Yerel yönetimler olarak borçlanıyoruz!!!
  • Vatandaş olarak borçlanıyoruz!!!

yani borçla yaşamaya başladık. Zorunlu borç ödemesi yüzünden, üretime dönük yeni yatırımlar da yapamıyoruz!!

Üstelik ülkemizin demirbaşları sayılan, Türktelekom, Tüpraş, Ereğli, Etibank, Et ve Balık, Tekel gibi hem istihdam sağlayan hem de bütçeye gelir getiren kurumlarımızı da özelleştirme mantığı ile üç kuruş on paraya sattık. Satılan parayla da hiçbir üretim tesisi kurmadık. Borsamızın %72 si, Bankalarımızın %40 ı, Sigorta şirketlerimizin %80 ni de yabancıların eline geçti.

Yaklaşık 100 milyar doları bulan, yabancı ve yabancıyla ortak olan bıyıklı Türklerin sıcak parası, ülkemizi sömürüyor. Çünkü Temmuz-2006 dan itibaren yabancı para %15 stopaj vergisi ödemekten muaf kılındı.

Ayrıca Türkiyemiz son dönemde DÜNYANIN EN YÜKSEK FAİZ VEREN ülkesi oldu. Sn Prof.Dr. Şükrü KIZLIOT un hesaplamasına göre; 31 Temmuz 2006 da dolar kuru 1,566 YTL idi. Bu kurdan dolar bozduran yabancılar %22 faizli hazine bonosu aldılar. Bu bonoları 31 Temmuz 2007 de yani tam bir yıl sonra hiçbir vergi ödemeden sattılar. Dolar kuru bu kez 1.280 YTL idi. Böylece bir yıl önce Türkiyeye yatırdıkları 1.000.000 doları, 1.504.000 dolar olarak geri aldılar. Bir yılda kazançları dolar bazında %50 olmuştur. Bu getiri, dünyada başka hiçbir ülkede yoktur. Ve ülkemizin insanı bu sömürüye daha ne kadar dayanacaktır?

Dış açığı en yüksek ve ekonomik kırılganlığı da çok hasas dengeler bağlı olan ülkemizin yaşadığı son ekonomik dalgalanmanın nedenleri konusunda değerli Prof. Dr. Güngör URAS, 20.08.2007 tarihli Milliyet Gazetesindeki köşesinde, meşhur Ayşe Hanım teyzesiyle dertleşmektedir.

Ayşe Hanım Teyzem, "Amerika Merkez Bankası'nın faiz indirmesi para musluğunu açması ile bizim nasıl rahatlayacağımızı da kısaca anlat da gideyim" dedi.

Dünyada pişer...

"Ayşe Hanım Teyzeciğim" dedim, "Dünyanın her köşesinde insanlar ve şirketler, ellerindeki riskli (karşılığı olmayan) varlıkları paraya (nakite) çevirme paniğine kapılınca, dünya piyasalarında nakit (likidite) sıkıntısı ortaya çıktı.

(1) Yabancıların Türkiye'de de varlığa bağladıkları paraları var. Türkiye'de para bağladıkları varlıklar riskli değil ama, nakit (likidite) arayışında onları de ellerinden çıkarmaya kalktılar. Bu nedenle borsada fiyatlar düştü. Faiz arttı.

(2) Bizde döviz fiyatının ucuzluğunun ardında, yüksek faiz cazibesinde ülkeye ihtiyacın üzerinde döviz girişi var. Yabancıların likidite (nakit) ihtiyacı artınca döviz girişi azalıyor. Tersine döviz çıkışı başlıyor. Bunun sonucunda da döviz fiyatı yükseliyor.

Eski günlere döneceğiz

Amerikan Merkez Bankası faizi indirip,para musluğunu açınca, dünya piyasaları rahatlamaya başladı. Bundan sonra nakit (likidite) bulma arayışında Türkiye'deki varlıklarını satmak zorunda kalmayacaklar.

ABD'nin faizi indirmesi, bizim yüksek faizin cazibesini güçlendirecek. Yüksek faiz için para girişi yavaşlamayacak. Döviz bolluğu nedeniyle döviz fiyatları eskisi gibi ucuzlayacak."

Ayşe Hanım Teyzem, "Anladım" dedi. "Anladım, gazetelerde, radyolarda, TV ekranlarında sabahdan akşama neden Amerika'da faiz ne imiş, enflasyon ne olmuş, Merkez Bankası Başkanı ne demiş hikâyesi dinliyoruz. Bizim ekonomimizin, paramızın kaderi göbekten Amerika'ya bağlanmış da benim haberim yokmuş!"

Yine bu çarpık dünya ekonomisinin önümüzdeki dönemde ülkemize olası etkileri konusunda Sn Yiğit BULUT 12.08.2007 tarihli Vatan Gazetesindeki köşesinde Başbakana açık bir mektup yazarak, 2003 sonrası dünya piyasalarını “en noktalarına” götüren “küresel dinamik” çatırdıyor... Bu sistem geri döner; yani 77-79 dolar bandını geçemediği için petrol fiyatı 70 dolar altında yeni bir düşüş kanalı içine girer, dolar-yen 117,80’ler altına gelir ve DOW bir kez daha 13,200 altına satılırsa, biliniz ki; sistem ana bileşenlerinden çatırdar ve sonrasında “çökme yoluna” girer. Kutsal metinlerde “sistemin özünü çok iyi anlattığı gibi; yıllar süren bolluk, yerini yıllar sürecek yokluklara” bırakabilir demektedir.

Umarım ekonomimizin ve dış borcumuzun geleceğini IMF ye ve AB-D ye bırakan yöneticilerimiz bu önemli uyarı ve önerileri dikkate alırlar. Yoksa 2002 de yaşanan ekonomik krizden daha büyük bir krizin kapımızda beklediği biline.

Sevgi ve saygılarımla (23.08.2007).

Prof.Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR.

 

 

Türkiye'nin Tarafsız Haber Sitesi - http://www.ekonomikcozum.com/
Yazarların yazıları kendi görüşlerini içermektedir. Yazıların yayına alınmaları yazarlar tarafından yapılmaktadır. Ekonomikçözüm Haberin kontrolüne tabi değildirler.